Elektronik atıklar nelerdir ?

Munevver

Global Mod
Global Mod
Elektronik Atıklar Nelerdir? Farklı Kültürler ve Toplumlar Açısından E-Atık Meselesi
[HEADING=1]Elektronik Atıklar Nelerdir? Günlük Hayatımızın Görünmeyen Atık Sorunu[/HEADING]
Evde kullanılmayan eski bir telefon, çekmecede yıllardır duran bozuk bir şarj cihazı, artık çalışmayan bilgisayar, televizyon, modem ya da mutfakta unutulmuş küçük bir elektronik alet... Çoğumuzun evinde bunlardan en az birkaç tane vardır. İlginç olan şu ki, bu eşyalar artık işimize yaramadığında onları genellikle “çöp” olarak görüyoruz; oysa elektronik atık meselesi bundan çok daha büyük.

Ben elektronik atık konusunu düşündüğümde ilk aklıma gelen şey, bir cihazın hayatımızdan çıkmasının aslında onun hikâyesinin bitmesi anlamına gelmemesi. Telefonun içindeki bakır, altın, alüminyum ve diğer malzemeler hâlâ ekonomik değere sahip. Buna karşılık aynı cihazın içerisinde insan sağlığı ve çevre açısından risk oluşturabilecek maddeler de bulunabiliyor. Dolayısıyla elektronik atık, teknoloji, tüketim kültürü, ekonomi, sağlık ve hatta toplumsal ilişkilerin kesiştiği oldukça ilginç bir konu.

Dünya Sağlık Örgütü ve Global E-waste Statistics Partnership verilerine göre dünyada 2022 yılında 62 milyon ton elektronik atık oluştu ve bunun yalnızca yüzde 22,3'ünün uygun biçimde toplanıp geri dönüştürüldüğü belgelendi. 2030 yılında küresel elektronik atık miktarının 82 milyon tona ulaşması bekleniyor.

Peki elektronik atık tam olarak nedir ve farklı toplumlar bu soruna neden birbirinden oldukça farklı şekillerde yaklaşıyor?
[HEADING=1]Elektronik Atıklar Nelerdir?[/HEADING]
Elektronik atık veya kısaca e-atık; elektrikle ya da elektronik devrelerle çalışan ve kullanım ömrünü tamamladığı için elden çıkarılan cihazları ifade eder. Kapsam düşündüğümüzden oldukça geniştir.

Cep telefonları, tabletler, bilgisayarlar, yazıcılar, televizyonlar, monitörler, modemler, klavyeler, fareler, oyun konsolları, kameralar, kulaklıklar, elektrikli süpürgeler, kahve makineleri, mikrodalga fırınlar, buzdolapları, çamaşır makineleri, tıbbi elektronik cihazlar ve çeşitli küçük ev aletleri elektronik atıklara örnek gösterilebilir.

Avrupa Birliği de elektrikli ve elektronik atıklar arasında telefonlardan ev aletlerine ve tıbbi cihazlara kadar geniş bir ürün grubunu değerlendiriyor.

Buradaki önemli nokta, cihazın tamamen çalışmaz durumda olması gerekmemesi. Daha yeni bir model satın aldığımız için eski telefonumuzu kullanmayı bırakmamız da onu e-atık zincirine sokabilecek ilk adım olabilir.

Bence elektronik atık probleminin en ilginç taraflarından biri tam olarak burada başlıyor: Bir cihaz gerçekten “atık” olduğu için mi atılıyor, yoksa tüketim kültürü onu erken mi yaşlandırıyor?
[HEADING=1]Elektronik Atık Sadece Çevre Sorunu Değil[/HEADING]
Elektronik atıkların çevresel boyutu oldukça açık. Ancak konu yalnızca çöplüklerin büyümesiyle sınırlı değil.

Elektronik cihazların uygun olmayan yöntemlerle parçalanması, yakılması veya işlenmesi sonucunda kurşun, cıva, kadmiyum, nikel, bromlu alev geciktiriciler ve çeşitli zararlı kimyasallar çevreye yayılabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, uygun olmayan e-atık geri dönüşüm faaliyetlerinde binden fazla zararlı maddenin ortaya çıkabileceğini belirtiyor.

Özellikle kayıt dışı geri dönüşüm faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde sorun çok daha karmaşık hale geliyor. İnsanlar elektronik cihazların içindeki değerli metalleri elde etmek için cihazları elle sökebiliyor, yakabiliyor veya çeşitli kimyasal yöntemler kullanabiliyor.

Burada kolayca “insanlar çevreyi kirletiyor” demek mümkün. Fakat bu yaklaşım bana eksik geliyor. Çünkü bazı bölgelerde e-atık geri dönüşümü aynı zamanda insanların geçim kaynağı. WHO da elektronik atıklardaki bakır, altın, gümüş ve kobalt gibi değerli maddelerin düşük gelirli topluluklar açısından ekonomik kaynak oluşturabildiğine dikkat çekiyor.

Yani aynı elektronik cihaz bir toplumda çevre sorunu, başka bir toplumda ise geçim aracı olabilir.
[HEADING=1]Batı'da Tüketim Kültürü, Asya'da Onarım Kültürü[/HEADING]
Elektronik atık meselesini kültürlerden bağımsız düşünmek oldukça zor.

Kuzey Amerika ve Batı Avrupa'nın birçok yerinde yeni teknoloji satın almak, kişisel konfor ve yaşam tarzının doğal bir parçası haline gelmiş durumda. Yeni telefonun daha iyi kamerası, daha hızlı işlemcisi veya daha modern tasarımı eski cihazın hâlâ çalışıyor olmasını önemsiz hale getirebiliyor.

Buna karşılık dünyanın bazı bölgelerinde cihazın tamir edilmesi ve mümkün olduğunca uzun süre kullanılması daha güçlü bir ekonomik ve kültürel alışkanlık olabiliyor. Hindistan'ın bazı bölgelerinde elektronik cihaz tamiri ve ikinci el ürün piyasalarının yaygınlığı, teknolojinin “kullan-at” mantığından farklı bir yaşam döngüsüne sahip olabileceğini gösteriyor.

Türkiye'de de benzer bir ikilik görmek mümkün. Bir tarafta en yeni telefonu alma arzusu varken diğer tarafta yıllarca kullanılan, tamir edilen ve aile içinde el değiştiren cihazlar var. Özellikle ekonomik koşullar, tüketicinin elektronik ürünle kurduğu ilişkiyi ciddi biçimde etkiliyor.

Dolayısıyla “hangi toplum daha çevreci?” sorusu bazen yanlış kurulmuş olabilir. Bir toplum yeni cihazları daha fazla geri dönüştürüyor olabilir ama başka bir toplum cihazı zaten yıllarca kullanıyor olabilir.

Asıl soru belki de şu:

Bir cihazın çevresel maliyetini yalnızca onu attığımız anda mı düşünmeliyiz, yoksa üretildiği ilk günden itibaren mi?
[HEADING=1]Gana ve Küresel E-Atık Ticaretinin Çelişkisi[/HEADING]
Gana'daki Agbogbloshie örneği elektronik atık tartışmalarında sıkça gündeme geliyor. Burada geçmişte elektronik atıkların sökülmesi ve geri kazanılmasıyla birlikte çeşitli ticari faaliyetler ve geçim ekonomileri oluşmuştu. WHO, bölgede elektronik atıkların yakılması ve işlenmesinin yanı sıra kullanılmış cihazların yenilenip satıldığı faaliyetlerin de bulunduğunu aktarıyor.

Bu örnek bana önemli bir çelişkiyi gösteriyor.

Zengin bir ülkedeki tüketici açısından eski bilgisayar “kurtulunması gereken eşya” olabilir. Fakat başka bir ülkedeki kişi açısından aynı bilgisayarın içinde yeniden kullanılabilecek parçalar, satılabilecek malzemeler veya tamir edilerek değerlendirilebilecek bir cihaz bulunabilir.

Burada küresel ekonomik eşitsizlik devreye giriyor. Elektronik ürünlerin üretimi, tüketimi, kullanılmış ürün ticareti ve atık yönetimi farklı ülkeler arasında bölünmüş durumda. Bu nedenle e-atık sorumluluğunun yalnızca son kullanıcıya yüklenmesi bana adil görünmüyor.

Ürünü tasarlayan şirket, üretici, ithalatçı, satıcı, tüketici ve atık yönetim sistemi aynı zincirin parçaları.
[HEADING=1]Japonya'dan Avrupa'ya: Toplumsal Sorumluluk Farklı Biçimlerde Ortaya Çıkıyor[/HEADING]
Japonya gibi kaynakları sınırlı olan ülkelerde malzemenin verimli kullanılması ve israfın azaltılması uzun zamandır önemli bir toplumsal mesele. Bu yaklaşım elektronik ürünlerde de onarım, düzenli toplama ve kaynakların geri kazanılması fikrini destekleyebiliyor.

Avrupa Birliği'nde ise konu daha çok güçlü mevzuat, üretici sorumluluğu ve döngüsel ekonomi çerçevesinde ele alınıyor. AB'nin WEEE sistemi elektrikli ve elektronik atıkların ayrı toplanmasını, uygun biçimde işlenmesini ve yeniden kullanım ile geri dönüşümün teşvik edilmesini amaçlıyor. Ayrıca üreticilerin sorumluluğunu da sistemin önemli unsurlarından biri olarak görüyor.

Bu yaklaşım önemli çünkü tüketicinin “Ben bunu çöpe atmayacağım” demesi tek başına yeterli değil. İnsanların cihazlarını nereye teslim edeceğini bilmesi, kolay erişilebilir toplama noktalarının bulunması ve sistemin güvenilir olması gerekiyor.
[HEADING=1]Türkiye'de Elektronik Atıklar Nereye Verilmeli?[/HEADING]
Türkiye'de elektronik atıklar AEEE, yani Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyalar kapsamında değerlendiriliyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın açıklamalarına göre kullanılmış elektrikli ve elektronik eşyalar belediyelerin atık getirme merkezlerine, üreticiler veya lisanslı işleme tesislerinin transfer noktalarına verilebiliyor. Ayrıca yeni bir elektrikli veya elektronik eşya satın alınırken benzer özellikteki eski cihazın bayilere ya da dağıtıcılara ücretsiz olarak teslim edilmesi de mümkün.

Türkiye'deki yönetmelik yaklaşımı da yalnızca geri dönüşüme odaklanmıyor; atığın oluşmasını önleme, yeniden kullanıma hazırlama, geri dönüşüm ve geri kazanım gibi aşamaları birlikte ele alıyor. Üreticiler için genişletilmiş üretici sorumluluğu da sistemin parçalarından biri.

Bence burada en önemli sorunlardan biri mevzuatın varlığından çok toplumun günlük hayatında bu sistemin ne kadar görünür olduğudur. İnsanların “Eski bilgisayarımı nereye bırakacağım?” sorusunun cevabını birkaç saniyede bulabilmesi gerekiyor.
[HEADING=1]Kadınlar ve Erkekler Elektronik Atık Meselesine Aynı Şekilde mi Yaklaşıyor?[/HEADING]
Bu konuda cinsiyet üzerinden konuşurken çok dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler şöyledir, kadınlar böyledir” gibi kesin hükümler hem bilimsel açıdan zayıf hem de gerçek hayatı açıklamak için yetersiz.
 
Üst